Logo: ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI

 www.okulumadokunma.org
Bu site görme engelli kullanıma uygun şekilde hazırlanmıştır.
American / British flag Click here for English


Site Menüsü




















Avrupa Birliği Avrupa Körler Birliği Merkezi Finans ve İhale Birimi


ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI PROJESİ




Altı Nokta Körler Vakfı'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecine sivil toplum kuruluşlarının da dâhil edilmesini amaçlayan ve Avrupa Birliği'nin finanse ettiği "Sivil Toplum Diyalogu: Avrupa Bilgi Köprüleri Programı" kapsamında hazırladığı "Görme Engelliler Bilgi ve İletişim Projesi" Avrupa Körler Birliği'nin proje ortağı olduğu çalışmanın genel hedefi;

- ÖNSÖZ

- AVRUPA BİRLİĞİ'NDE ENGELLİ HAKLARI VE TÜRKİYE'DE SÜRECE UYUM

- ÖZÜRLÜLER YASASI VE TÜRKİYE'DE GÖRME ENGELLİLERİN DURUMU

- Temel Kişi Hakları

   - 1. Kamu Kurumlarının Hizmet Yükümlülükleri

   - 2. Erişilebilirlik ile ilgili Düzenlemeler

   - 3. Vergi Muafiyetleri

   - 4. Yasal ve Cezai Ehliyet

- Eğitim Hizmetine İlişkin Haklar

   - 1. Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim

   - 2. Bakım ve Rehabilitasyon Hizmetleri

- İstihdam

   - 1. İşe Alım Yükümlülükleri

   - 2. Sosyal Güvence ile İlgili Düzenlemeler

   - 3. Korumalı İşyerleri

   - Sonuç (İstihdam)

- AB MEVZUATI VE UYGULAMALAR

   - 1. Temel Haklar Bildirgesi

   - 2. Ayrımcılığa Karşı Yönerge

   - 3. İstihdam Stratejisi ve Sosyo - Ekonomik İçerme

   - 4. Eğitim

   - Sonuç (AB MEVZUATI VE UYGULAMALAR)

- AVRUPA BİRLİĞİNE GİRİŞ SÜRECİNDE HAK ARAMA YOLLARI

   - 1. Bireysel olarak hak arama yolları

   - 2. Engellilik Alanında Çalışan Sivil Toplum Kuruluşları

- REFERANSLAR


ÖNSÖZ

Altı Nokta Körler Vakfı, 1972 yılında görme engellilerin eğitilmesi, rehabilite edilmesi, iş yerlerine yerleştirilmesi ve iş yerlerinde verimli hale getirilmesi, körlüğün önlenmesi ve sorunları doğrultusunda kamuoyu oluşturulması amacı ile kurulmuştur.

33 yıldır Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile işbirliği içinde başarıyla sürdürdüğü çalışmalarına, 2007 yılında, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecine sivil toplum kuruluşlarının da dâhil edilmesini amaçlayan ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen 'Sivil Toplum Diyalogu: Avrupa Bilgi Köprüleri Programı' kapsamında hazırladığı 'GÖRME ENGELLİLER BİLGİ VE İLETİŞİM PROJESİ' ile yeni bir açılım eklenmiştir.

Avrupa Körler Birliği'nin proje ortağı olduğu çalışmanın ana hedefi;

Türkiye'nin katılım ortaklığı sürecinde genelde engellilerle, özelde görme engellilerle ilgili düzenlemelerin ve AB mevzuatının, Türkiye'den ve AB'den iki sivil toplum kuruluşunun oluşturacağı iletişim platformu ile Türkiye'deki görme engellilere tanıtılmasıdır.

Nihai olarak hedeflenen;

* AB ve Türkiye'deki engelli hakları konusunda karşılaştırmalı olarak bilgi ve bilinci arttırmak,

* Türkiye'deki görme engellilere, AB katılım sürecinin avantaj ve zorlukları hakkında bilgi vermek,

* AB üyeliği sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları ile engellilere yönelik ve STK'lar arasında bilgilendirme çalışmalarının etkin olarak yürütülmesini sağlamak,

* Görme engellileri, AB ülkelerinde ve Türkiye'deki yasal düzenlemeler, uygulamalar ve temel istatistikler konusunda bilgilendirmek,

* Görme engellilerin muhatap olduğu kamu ve özel sektörü, engellilere ilişkin yeni yasal düzenlemeler, uygulamalar ve AB uyum süreci ile birlikte gelmesi öngörülen yeni değişiklikler konusunda bilgilendirmek,

* Yeni yasal düzenlemelerle ilgili olarak uygulamada bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorunların giderilmesine destek vermek amacıyla bilinçlendirme çalışmaları yapmaktır.

Projenin öncelikli hedef grupları Türkiye'deki görme engelliler, Altı Nokta Körler Vakfı, Avrupa Körler Birliği, görme engellilere yönelik sivil toplum kuruluşları, görme engelli okulları, görme engelliler üzerine çalışan kamu kurumları ( Özürlüler İdaresi, SHÇEK, İŞKUR vb.) olup, nihai hedef grupları Türkiye'deki diğer engelli grupları, görme engelli aileleri, üniversite ve il kütüphanelerinde hizmet eden araştırmacı ve teknisyenlerdir.

Bu hedeflere erişmek için proje kapsamında yapılanlar;

* Yapılan çalıştay sonuçları, araştırmalar, Proje Danışmanları ve proje ortağımız Avrupa Körler Birliği'nin katkıları ile elde edilen bilgiler ışığında; Türkiye ve AB'de genelde engellilere ilişkin mevzuat, uygulama, proje örnekleri ve istatistiklerle özelde ise görmezlerle ilgili; eğitim, istihdam, ayrımcılık, hukuksal düzenlemeler konularında bir veritabanı oluşmuştur.

* Bu veriler Braille alfabesi ile yazılan bu el kitabında toplanmıştır. 2500 adet basılan bu kitap Türkiye genelinde 15 görmez okulunda, görme engellilere yönelik sivil toplum kuruluşlarında, kamu kuruluşlarında ve İŞKUR başvuru ofislerinde dağıtılacaktır.

* Bu kitaptaki bilgileri içeren 10.000 adet CD hazırlanmıştır. Bu CD'ler görme engellilerin yanısıra başta banka ve noter gibi doğrudan hizmet veren yerler olmak üzere görme engellilere hizmet veren kamu ve özel sektör çalışanlarına dağıtılarak ilgili mevzuat konusunda bilinçlendirilmeleri sağlanacaktır.

* Görme engelliler için klavye erişimine uygun basit bir tasarımla bir Web sitesi hazırlanmıştır. Bu sitede başta bilgilendirme kitapçığı ve CD'sinde yer alan temel bilgiler yer almaktadır. Ancak asıl hedef Türkiye'den ve AB ülkelerinden gelecek bilgilerle sürekli güncellenen bir site oluşturmaktır. Bu sitenin hedefi Türkiye ve AB 'deki görme engelliler arasında en doğru ve güncel bilgilerin, gelişmelerin aktığı bir köprü olmaktır.

Web sitemiz bu projenin dinamik ve gelişime açık yüzüdür. Elinizdeki kitapçıktaki bilgilerin hızla değişebileceği düşünülerek bu siteye sürekli önem vermek ve görme engellilerden gelecek bilgiler ve sorularla zenginleştirerek sorunların çözülmesinde etkin rol oynamak Vakfımızın başlıca görevi ve hedefi olacaktır.

Projenin başarılı çıktıları daha sonra düzenlenecek basın toplantısı ile kamuya duyurularak, toplumun genelde engellilere, özelde ise görme engellilerin sorunlarına duyarlılığının artması sağlanacaktır.

Kanunlarla getirilen korumalı işyerleri ve istihdamda zorunlu kota, ulaşabilirlik, bilgiye erişebilirlik, teknolojik uyarlamalar, pozitif ayrımcılık, karma eğitim vb. konularında yapılan bütün uyarlamalar toplum tarafından içselleştirilmez ve fark edilmezse raflarda kalmaya mahkûmdur.

Görme engelliler için bu proje ile yapılanlar sadece ufak bir başlangıçtır. Kartopunun yuvarlanması ve büyümesi için bu kitabı eline alan, hazırlanan CD'yi dinleyen her kişi için içeriğine elinden geldiğince katkıda bulunmak bir vatandaşlık ve insanlık görevidir.

Bu projenin gerçekleşmesinde profesyonel ruhun çok dışına çıkarak tam bir Gönüllülük anlayışı ile emek veren proje ekibine, Danışmanlara ve emeği geçen herkese teşekkürü borç biliyorum.

Saygılarımla,
Oya Sebük, PCC
Genel Sekreter, Proje Koordinatörü


AVRUPA BİRLİĞİ'NDE ENGELLİ HAKLARI VE TÜRKİYE'DE SÜRECE UYUM

Temelleri 1957 yılında Roma Anlaşması ile atılan Avrupa Birliği 1 Ocak 2007 tarihi itibariyle 27 üyeli, 450 milyon nüfuslu bir topluluk haline gelmiştir. Avrupa Birliği'nin üst çatısı ile ulusal yönetimler üstü bir mekanizma oluşturulmuştur. Birlik üyelerinin ortak olarak yürüttüğü pek çok politika olduğu gibi, tavsiye amacıyla sunulan ve ulusal uygulamaların farklılık gösterdiği durumlar da vardır. Bu alanlardan birisi de engelli hakları ile ilgili mevzuattır.

Avrupa Birliği'nde engelli hakları, "Sosyal Politika" kapsamında değerlendirilmektedir. Sosyal Politika, Avrupa Birliği'nde tüm vatandaşlara iş yaşamında ve sosyal yaşamda eşit muamele edilmesi gerekliliğini ön plana çıkaran bir uyum aracı olarak değerlendirilmektedir. 1974 yılında bu politika kapsamında ilk sosyal eylem planı oluşturulmuş ve böylece ülkeler arasında sosyal uygulamaların birbirine yaklaştırılması faaliyetleri başlamıştır.

Özürlüler için sosyal ve mesleki uyum hakkı 1989 yılında Avrupa Sosyal Şartı'nda yer almıştır. Böylece engellilerin toplumun her alanında eşit hizmet alma hakları Avrupa Birliği üyeleri tarafından tanınmıştır.

2000 yılının Mart ayında gerçekleştirilen Avrupa Konseyi toplantısında 2010 yılına kadar sosyal politikanın her alanında hedeflerin belirlenmesine karar verilmiştir. Zirvede, sosyal dışlamayla mücadele amacıyla Ulusal Eylem Planlarının hazırlanmasına karar verilmiş ve her türlü ayrımcılıkla mücadele Avrupa Sosyal Politikası'nın temeline yerleşmiştir.

Türkiye'nin sosyal politikaya uyumunun sağlanmasında toplumsal hayatta ırksal veya etnik köken farkı gözetilmeksizin eşit muamele anlayışının yerleştirilmesi beklenmektedir. Buna ek olarak, yaş, bedensel özür, cinsel yönelim, din veya inanç farkına bakılmaksızın, istihdamda ve meslekte eşit muamele üzerine Yönergeler yayınlanması ve değişen yasaların uygulanması gerekmektedir. Avrupa Komisyonu'nun 2006 İlerleme Raporu'na göre engellilerin istihdamına yönelik bir faaliyet planının hazırlandığı ve 2005 yılında geçirilen, Özürlüler Yasası'nın Yönetmeliklere aktarılmasında gelişme kat edildiği gözlenmiştir. Yasanın yönetmelikler ile uygulamaya konulan kısımları özellikle engellilerin eğitim ve istihdam hizmetlerine erişimleri ile ilgilidir.

Bu kitapçıkta Türk engelliler mevzuatında özellikle görme engellilere yönelik mevcut yasal durum ve beklenen değişikliklerden bahsedilecek, Avrupa Birliği ile karşılaştırma amacıyla da Avrupa Birliği mevzuatı değerlendirilecektir. Değerlendirmede Türk mevzuatına yer verilmesinin nedenleri hedef grupta yer alan engellileri kendi hakları ile ilgili son yasal düzenlemeler ve beklenen değişiklikler hakkında bilgilendirmek ve Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasındaki temel tanım farklılıklarını ortaya koymaktır. Örneğin Türkiye'de engelli tanımına temel fonksiyonlarının en az % 40'ını kaybetmiş bireyler girerken, bu oran Malta'da % 30'dur. Bu doğrultuda ülkeler arasında uygulama farkları belirmektedir.

Mevzuat üzerinde değerlendirme yapmadan önce, Türkiye'deki ve Avrupa Birliği'ndeki görme engelliler ile ilgili bazı istatistiklerden bahsetmekte yarar vardır. Ancak, belirtmek gerekir ki, sosyal hayatta ayrımcılığa yol açma riski nedeniyle Avrupa Birliği genelinde resmi istatistik çalışmaları kısıtlı ölçekte kalmıştır. Türkiye'de ise bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin nüfusunun % 10'u engellilerden oluşmaktadır. Bu nüfusun yaklaşık % 4'ünün görme engellilerden oluştuğu tahmin edilmektedir. Bu rakam 450 milyonluk Avrupa Birliği'nde 18 milyon görme engellinin varlığına işaret etmektedir.

Genel olarak engelliler arasında istihdama katılım oranı düşük, işsizlik oranı ise oldukça yüksektir. 2002 yılında yapılan Avrupa İşgücü Anketi sonuçlarına göre 16 - 64 yaş arasında 44,6 milyon kişi engelli olduğunu veya uzun süreli sağlık problemi olduğunu belirtmiştir. Bu rakam toplam nüfusun % 16'sına karşılık gelmektedir. Eurostat'ın 2003 rakamlarına göre 15 üyeli AB'de ciddi engele sahip kişilerin % 78'i işgücü piyasasının dışındadır. Bu tarihte engelli kişilerin sadece % 40'ının çalışır durumda olduğu da tespit edilmiştir. Aynı tarihte 15'ler Avrupa'sında toplam nüfusun % 2,6'sında görme problemi olduğu, 2005 yılında birliğe katılan 10 ülkede ise görme engeli oranının % 4,3 olduğu belirlenmiştir.

Türkiye'de ise, Türkiye İstatistik Kurumu 2000 yılı nüfus sayımına göre engelli sayısı 8.431.937 olup, engelliler nüfusun %12,29'unu oluşturmaktadır. Başbakanlık Özürlüler İdaresi'nin Türkiye Özürlüler Araştırması 2002 İleri Analiz Raporu'na göre, Türkiye genelinde 412.313 görme engelli vardır.

Nisan 2007'de Devlet Personel Daire Başkanlığı'ndan alınan verilere göre; Türkiye'de devlet kurumlarında istihdam edilen özürlülerin toplam sayısı 9.193. Bu sayının 2.093'ü, 248'i kadın olmak üzere görme engellidir. Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu İşgücü Piyasası Bilgi Hizmetleri Dairesi Başkanlığı verilerine göre 2006 yılında kuruma başvuru yapan 28 bin 236 kişiden 20 bin 651'i erkek, 3 bin 310'u kadın olmak üzere toplam 23 bin 781 engelli işe yerleştirilmiştir. Dolayısıyla Türkiye'de genelde engellilerin, özelde görme engellilerin istihdam oranı oldukça düşüktür.

Son olarak, Avrupa Birliği'nin engelliler ile ilgili uzun vadeli politikasının fırsat eşitliğinin sağlanmasına odaklanmıştır. Engellilerin topluma dâhil edilmesi stratejisi doğrultusunda engelli kişilerin saygın ve eşit muamele görme, yaşamlarını bağımsız idame ettirerek toplumsal yaşama katılma haklarına erişimlerinin sağlanması hedeflenmektedir. Bu hedeflere engellilerin yeteneklerini kullanabilmeleri ve topluma katılımlarına olanak sağlayıcı çalışmalar ile ulaşılabilecektir.

Avrupa Birliği Engelli Stratejisi üç temel üzerine kurulmuştur.

1. Bireysel haklara erişim sağlayacak şekilde ayrımcılıkla mücadele yasa ve ölçüleri geliştirme

2. Engellilerin becerilerini sergilemelerine engel olan çevreyle ilgili tüm engelleri ortadan kaldırma

3. Engelli kişilerin toplum hayatına aktif katılımını sağlamak için Avrupa Topluluğu politikalarında engellilik ile ilgili konuların bilinirliğini sağlama


ÖZÜRLÜLER YASASI VE TÜRKİYE'DE GÖRME ENGELLİLERİN DURUMU

1 Temmuz 2005 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen 5378 Sayılı Özürlüler Yasası Türkiye'de özürlülere yönelik hizmetler ve özürlülerin hakları ile ilgili olarak uluslararası gerekliliklere uygun pek çok yeni düzenleme için yasal zemini hazırlamıştır. Anayasa ve ilgili yasaların hükümleri uygulamaya konulan yönetmelikler ile birleştirildiğinde, mevzuatın görme engelliler kadar tüm özür gruplarını etkiler nitelikte olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Türkiye'deki yasal durum, uygulamaların kapsamı ve eksiklikler ile talep edilmesi gereken yeni haklar belirtilirken metnin genelinde görme engellilere özel bir ayrım yapılmayacak, tüm engel gruplarının hukuki durum ve sorunlarından bahsedilirken ilgili alanlarda görme engellilere atıfta bulunulacaktır.

Düzenlemelerden bahsedilirken, görme engellilerin toplumsal yaşama katılımının genel çerçevesini çizen üç ana başlığa bağlı kalınmıştır. Bu başlıklar Temel Kişi Hakları, Eğitim ve İstihdam'dır. Başlıklar hakkında bilgi verilirken ayrımcılıkla mücadele ile ilgili alanlara vurgu yapılacaktır.


Temel Kişi Hakları


1. Kamu Kurumlarının Hizmet Yükümlülükleri

Türkiye'de kamu kurumlarının engellilere yönelik hizmet yükümlülüklerinin bilinmesi, engellilerin hizmet talebinde bulunabilmeleri için oldukça önemlidir. Bu yükümlülükler kapsamına temel eğitim ve sağlık hizmetleri ile vatandaşlık hakkından doğan yükümlülükler girmektedir. Farklı yasa ve yönetmeliklerden doğan hak ve yükümlülükler aşağıdaki gibidir.

5378 Sayılı Kanun'da öncelikle özürlülerin toplumsal hayata katılımı için devletin tam sorumluluğundan bahsedilmiş ve bu sorumluluğun yerine getirilmesinde ailenin bir arada tutulması ilkesine sadık kalınması gereği vurgulanmıştır.

Bu yasa gereği, Devlet Memurları Kanunu'nda belli değişiklikler yapılmıştır. Memuriyetin gerektirdiği mevzuata uygun olmak kaydıyla, özürlülerin mesleklerine uygun kadrolara atanmaları ve mesleklerinin gereklerini yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları her türlü araç ve gerecin kendilerine sağlanması gerekli görülmektedir. Devlet memurlarının sağlık kurulu raporuyla bakıma muhtaçlığı ispat edilen eş, çocuk veya kardeşlerinin, özel eğitim almaları gerektiği özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından belgelenirse, memurun özel eğitim veya öğretim kurumunun bulunduğu il veya ilçe sınırlarında bulunan ilgili boş bir kadroya ataması yapılmalıdır.

Yasa gereğince, özürlülerle ilgili bilgilendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulması Büyükşehir belediyelerinin görev alanları kapsamına alınmıştır.

Ayrıca, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve buna bağlı birimler özürlü bireylerin spor yapabilmeleri için mevcut tesislerde düzenlemeler yapmak ve yeni tesis ve donanım sağlamak ile görevlendirilmiştir.

Engellilerin kamu kurumlarından aldıkları hizmetlerle ilgili olarak da belirli değişiklikler öngörülmüştür. Noterlik Kanunu'ndaki değişikliklere göre, ilgilinin görme, işitme, konuşma özrünün olduğu anlaşıldığı takdirde, yasal işlemler özürlünün isteğine bağlı olarak iki tanık ve yeminli tercüman eşliğinde gerçekleştirilecektir. Kişinin imzası ve/veya imza yerine geçen el işaretinin kullanılması durumunda noter gerekli görürse ilgili, tanık, tercüman veya bilirkişinin parmağını da belgeye bastırabilir. Ancak, uygulamada noterlerin kanun hakkında yetersiz bilgi sahibi olmaları nedeniyle, isteğe bağlılık çoğunlukla göz ardı edilmekte ve özürlüler tanık ve tercüman bulundurmaya mecbur bırakılmaktadır.

Yargıtay bu uygulamanın öncülüğünü yapmış, 13. Hukuk dairesi 3.5.1995 günlü 1995/4468 sayılı kararında, ileri derecede görme özürlü kişinin imzaladığı senedin kişinin senedin içeriğine vakıf olması halinde özürlüyü borç altına koyacağına karar vermiştir.

Seçimler vatandaşlık haklarının kullanılması için oldukça önemlidir. Bu nedenle Seçim kütüklerinin oluşturulması ve seçim ortamının engellilere göre düzenlenmesi için ilgili kanunda da değişiklikler yapılmıştır. Öncelikle her 4 yılda bir yapılacak olan seçmen kütüğü yenilemesi ve seçmen kaydı sırasında, seçmenin oy kullanmasını engelleyecek özrünün bulunup bulunmadığı sorularak not edilmelidir. Ayrıca sandık başında özürlü seçmenlerin rahat oy kullanması için gerekli önlemler alınmalıdır. Seçim Kanunu tek başına oy kullanamayacak olan özürlülere aynı seçim bölgesinden bir yakınının kendisine refakat edebileceğini hükme bağlamıştır. Eğer engelli bireyin refakatçisi yoksa hazır bulunanlardan bir kişi kendisine refakat eder, ancak bir kişi ikiden fazla özürlü seçmene refakat edemez.

Özürlülerin kamu hizmetlerinden yararlanma alanlarını genişletmek üzere genel özürlülük veritabanının oluşturulmasını ve % 40'ın üzerindeki bedensel, duyusal, zihinsel özrün Nüfus Cüzdanları'na işlenmesine ilişkin hükümleri içeren yönetmeliğin getirdiği uygulama esasları ise şöyledir. Engelli kişi, nüfus cüzdanında özürlülük durumunun belirtilmesini istiyorsa, İl Nüfus Müdürlüğü'ne Sağlık Kurulu raporu aslı veya onaylı örneği ve nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi ile başvurmalıdır. Başvuruyu takiben, başvuru sahibinin nüfus cüzdanının arka yüzüne engel oranını belirten bir ifade eklenecektir. Bu başvuruda elde edilen bilgi ulusal veritabanına aktarılmaktadır. Buna ek olarak engelli kişi sağlık durumundaki değişiklikleri kuruma bildirmekle yükümlüdür.. Nüfus cüzdanında özürlülük oranının yer almasını istemeyen engelli, sağlık kurulu raporunu aynı hizmetlerin talebi için kullanma hakkına sahiptir.

Bu bağlamda, Sağlık Kurulu Raporu'nun alımı ile ilgili süreçlere de değinilmelidir. Özürlü vatandaşların sağlık kurulu raporu alabilmeleri için raporun kullanılacağı kamu kurumlarınca yönlendirilmeleri veya raporu verecek olan hastanenin baştabipliğine şahsen başvuruda bulunmaları gereklidir. Vatandaşlar doldurdukları form sonrasında genel cerrahi, iç hastalıkları, kulak-burun-boğaz, göz hastalıkları, nöroloji veya ruh hastalıkları ve kurumda görevli olması halinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarının hazır bulunduğu kurulda değerlendirmeye alınırlar. Kurul tarafından fonksiyon kaybı yüzde olarak belirlenir ve bu yüzdeye bağlı olarak rapor formu doldurulur. 7 yaşından büyük özürlüler için raporda muhakkak fotoğraf bulunması gereklidir. İstihdam amaçlı verilen raporlarda fonksiyon bozukluk oranına bağlı olarak kişinin çalışıp çalışmayacağı belirtilmektedir. Raporun kişiye sağlayacağı haklar da, Sağlık Kurulu tarafından belirlenerek, raporun kullanım amacı bölümüne eklenmelidir. Rapor doğrultusunda fonksiyon kaybı % 40 ve üzerinde olan engelli bireyler, özel eğitim hizmeti taleplerini bu rapor ile birlikte İl Milli Eğitim Müdürlükleri'ne iletebilirler. Raporlara karşı engelli kişinin, velisi veya vasisi tarafından İl Sağlık Müdürlüğü'ne itiraz yapılabilir. İtiraz üzerine raporda özür oranı değişmez ise, rapor kesinleşecektir.

Özür ve özürlüler hakkında, kamuoyunda olumlu ön yargı oluşturulması ve toplumsal ayrımcılık süreçlerine müdahale edilebilmesi için ise ilgili yayın kanununda düzenleme yapılmıştır. Yayınlarda özürlülere yönelik ayrımcılık belirtisine rastlandığı takdirde, engellilerin RTÜK'e şikâyet etme hakları vardır.

Ayrıca, Anayasa'da düzenlenen sosyal devlet ilkesi gereğince başkasının yardımı olmaksızın yaşamını sürdüremeyecek şekilde engelli olan bireylere aylık bağlanması 5378 sayılı yasanın 1.Ek maddesi ile getirilen değişiklik ile 2022 sayılı yasada düzenlenmiştir. Anılan yasaya bağlı olarak 20.06.2006 günü yayınlanan yönetmelikte aylık bağlanacak özürlüler için aranan kriterler ve bağlanacak aylıklar düzenlenmiştir. 18 yaşını doldurmuş özürlü yakını bulunan ve bu kişiye bakmakla yükümlü olan kişilerden ekonomik sıkıntı içinde bulunanlara da belirli koşullar altında aylık bağlanacaktır.

Hak sahiplerine, Emekli Sandığı aracılığıyla, üç ayda bir ödeme yapılmaktadır. Ödemelere Emekli Sandığı'na başvuruyu takip eden ilk ayın başında başlanır. Aylıklar her türlü vergi kesintisinden muaf olup, başvuruda yapılacak eksik veya yanlış bildirim sonucunda ödemeler % 50 fazlasıyla geri alınır.

Bu konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen, 18.3.2003 gün ve 2003/6-20 E. ve 2003/41 K. sayılı kararda 2022 sayılı yasa uyarınca Emekli Sandığına müracaatta bulunurken doldurduğu formda hakikate aykırı beyanda bulunan ilgili hakkında verdiği karar, kişilerin cezai sorumluluğunun değerlendirilmesi bakımından emsal bir karardır.


2. Erişilebilirlik ile ilgili Düzenlemeler

Engellilerin toplumsal hizmetlere ve etkinliklere erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla çevrede, mimari yapılanmada ve özellikle ulaşım hizmetlerinde yapılması gereken düzenlemelerin de üzerinde durulmalıdır. Yeni Özürlüler Yasası özellikle mimari uygulamalar ve şehir içi ulaşımın düzenlenmesinde önemli değişiklikler getirmiştir.

Özürlüler Yasası kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmi yapılarda, mevcut tüm yol, kaldırım ve yaya geçitlerinde, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanlarında ve kamuya açık her türlü hizmet binasında özürlülerin tam erişimini sağlayıcı düzenlemelerin, 1 Temmuz 2005 tarihinden başlamak üzere yedi yıl içerisinde, yapılması kararlaştırılmıştır. Her ne kadar sivil toplum kuruluşları bu sürenin daha erkene çekilmesi için mücadelelerini devam ettirmekteyse de, engelliler bireysel olarak da bu haklarının yerel yönetimler tarafından uygulamaya geçirilmesinin takipçisi olmalılardır.

Milan'da yaşayan başvurucu Maurizio Botta, Trezzano sul Naviglio'da isimli İtalyan vatandaşının 26 Mart 1991 tarihinde Ferrara belediye başkanına yazarak, Lido degli Estensi kıyısındaki özel plajların hiçbirinin, ilgili yasanın gereklerine karşın, özürlü insanların plaja ve denize girmelerini sağlayacak araçlarla donatılmamış olduğundan şikâyetçi olmuştur. Ertesi yıl, bu durumun düzeltilmesi için herhangi bir adımın atılmadığını gören başvurucu, yerel sahil görevlisinden gereken araçlarla donatılmamış bir kamuya açık plaja arabasıyla girmesine izin verilmesini istemiş ve bu izni almıştır. 9 Ağustos 1991'de, Deniz Ticaretinden sorumlu Bakanı, Ravenna liman müdürünü ve Comacchio belediye başkanını ve belediye başkan yardımcısını İtalyan Ceza Yasasının 328. maddesi kapsamında bir suç oluşturan resmi bir görevi ihmal ettikleri (omissione Divan atti d'ufficio) suçlamasıyla şikâyet etmiştir.12 Mayıs 1992'de, Ferrara soruşturma yargıcı soruşturmasını tamamladıktan sonra, plajlarla ilgili imtiyaz sözleşmelerinin hepsi de plajların özürlü insanlar için gereken araçlarla donatılması yükümlülüğüne ilişkin bir koşul içerdiğinden Ceza Yasasında tanımlanan suçun işlendiğine dair kanıt bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı vermiştir. 9 Ağustos 1997'de Comacchio Bölge Konseyi söz konusu sahilin, bu kuruluşlarla ilgili yasa uyarınca en geç 30 Nisan 1999'da tamamlanmak üzere, iyileştirilmesine ilişkin planı kabul etmiştir. Başvurucu öncelikle, özel plaj işletmelerine atfedilebilir ihmalleri, yani özürlü insanların kullanabileceği araçların bulunmamasını, gidermek için uygun önlemleri almada İtalyan Devletinin başarısızlığından kaynaklanan kişiliğini geliştirmesinin ve özel yaşamının zedelendiğinden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikâyet etmiştir. Mahkeme, bir başvurucunun talep ettiği önlemlerle başvurucunun özel ve/ya da aile yaşamı arasında yakın ve doğrudan bağlantı bulunduğunda, devletin bu tip yükümlülükleri olduğunu kabul etmektedir.

Bununla birlikte eldeki davada Bay Botta tarafından ileri sürülen hak, yani tatilleri sırasında normal olarak ikamet ettiği yerden uzaktaki bir yerde kıyıya ve denize ulaşabilme hakkı, devletin özel plaj işletmelerinin ihmallerini gidermek ve başvurucunun özel yaşamını düzeltmek için almaya zorlandığı önlemlerle doğrudan bağlantısının tasavvur edilebilir olmadığı geniş ve belirsiz bir alanı olan kişiler arası ilişkilerle ilgilidir. Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. Maddesi. burada uygulanamaz, diyen mahkeme başvuruyu reddetmiştir.

Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 14 Mayıs 2002 tarihinde karara bağladığı Çek Cumhuriyeti'ne Karşı Zehnalova ve Zehnal Davasında sadece, kamu binaları ile kamuya açık binalara erişimin olmamasının, başvurucunun hayatını, kişisel gelişim hakkını ve diğer insanlarla ve dış dünyayla ilişkiler kurma ve bu ilişkileri geliştirme hakkını engelleyecek şekilde etkilediği istisnai durumlarda uygulanacağını hükme bağlamıştır. Devlet, söz konusu binalara erişimi sağlamaya yönelik pozitif bir yükümlülük altındadır. Ancak başvuru sahipleri, mevcut davada iddia olunan engellere ilişkin kesin ayrıntılar veremediklerinden ve özel hayatlarına herhangi bir müdahaleye dair ikna edici bir kanıt göstermemiş olduklarından, dayanılan haklar fazlasıyla geniş ve belirsizdir. Mahkeme'nin görüşüne göre, birinci başvuru sahibi, söz konusu binalara erişimin olmaması ile özel hayatına ilişkin belirli gereksinimleri arasında özel bir bağın varlığını göstermemiştir. Şikâyet konusu çok sayıda bina hakkındadır. Birinci başvuru sahibinin bu binaları her gün kullanmasının gerekip gerekmediği, Devlet'ten talep edilen tedbirler ile başvurucunun özel hayatı arasında doğrudan ve çok yakın bir ilişki olup olmadığı konusunda şüpheler bulunmaktadır; başvuru sahipleri, bu şüpheleri gidermek için hiçbir şey yapmamışlardır. Mahkeme, - bunun kararı belirleyen bir unsur olmadığını ifade ederek - ulusal makamların eylemsiz kalmadığını ve başvuru sahiplerinin de kabul ettiği gibi, şehirlerindeki durumun geçen birkaç yılda gelişme gösterdiğini de gözlemlemiştir. Mevcut davada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinin uygulanabilir olmadığını ve söz konusu maddenin ihlaline ilişkin şikâyetlerin, reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.

Fiziksel çevrenin özürlülerin tam erişimine açılabilmesi için imar yapıları ile sosyal, teknik ve kentsel altyapı ve yapılarda Türk Standartları Enstitüsü'nün ilgili standardına uyulması zorunluluğu getirilmiştir.

Özürlüler Yasası kapsamında, özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerine park etmek yasaklanmıştır. Gözleri görmeyen ve bunu taşıdığı işaretlerle (beyaz baston taşıyan, kollarında üç siyah noktalı sarı bant taşıyan veya kolunda birinin yardımıyla yürüyen) belli eden kişilerin taşıt yolu üzerinde bulunmaları halinde, bütün sürücülerin yavaşlamaları ve gerekli durumlarda durup yardımcı olmaları zorunlu kılınmıştır. Bu hükme uymayan kişilerin, kitabın yazıldığı tarihte, ödemeleri gereken ceza 105,00 YTL. dir.

Taşıt erişiminin yanı sıra kişiler arası iletişimde de özel hükümler getirilmiştir. Ulaştırma Bakanlığı Kanunu'nda 16 Haziran 2006 tarihinde yapılan değişiklikle düşük gelirliler ile birlikte sosyal açıdan korunması gereken özürlü kesimlere evrensel eşitlik ilkesi ile çatışmayacak ölçüde belirlenecek düşük fiyat seviyesinde hizmet sunulmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda THY gibi havacılık şirketleri, kamu taşımacılığı hizmeti vermekte olan Belediye gibi kamu kurum ve kuruluşları özürlüler için indirim uygulamaktadır.


3. Vergi Muafiyetleri

Engelliler yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla bazı vergilerden muaf tutulmakta veya kendilerine belirli vergi indirimleri sağlanmaktadır. Konuya ilişkin kanun ve uygulamalar aşağıda kısaca özetlenmektedir.

Emlak Vergisi Kanunu'nda 30 Temmuz 2003'te yapılan düzenlemeye göre Bakanlar Kurulu Türkiye sınırlarında brüt 200 m2'yi geçmeyen tek meskeni olan engellilerin tabi olduğu Emlak Vergisi oranını istediği oranda düşürmek veya tamamen kaldırmakla yetkilendirilmiştir. Bu hüküm tek meskende hisse sahibi olunması durumunda da aynı koşullar ile geçerlidir. Ancak yılın belli zamanlarında kullanılan meskenler, örneğin yazlık veya dinlenme evi için bu uygulamadan yararlanılamaz.

Gelir Vergisi Kanunu'na göre ölüm, sakatlık, işsizlik gibi durumlarda verilen tazminat ve yapılan yardımlar gelir vergisinde muaftır. Aynı kanuna göre çalışma gücünün en az % 80'ini kaybetmiş çalışanlar birinci, en az % 60'ını kaybetmiş çalışanlar ikinci, en az % 40'ını kaybetmiş çalışanlar ise üçüncü dereceden sakat olarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmaya göre 19 Temmuz 2005 tarihi itibariyle bahsi geçen birinci derece sakatların ödemekle yükümlü olduğu gelir vergisi tutarında 530, ikinci derece sakatların ödemekle yükümlü olduğu gelir vergisi tutarında 265, üçüncü derece sakatların ödemekle yükümlü olduğu gelir vergisi tutarında ise 133 Yeni Türk Lirası indirim yapılmasına karar verilmiştir.

Gümrük Kanunu'na göre ise; eğitim amaçlı, bilimsel veya kültürel amaçlarla kullanılacak eşya, alet ve cihazlar ile tıbbi teşhis, tedavi ve araştırma için kullanılacak alet ve cihazlar yurtiçinde serbest dolaşıma sokulurken gümrük vergisinden muaf tutulacaktır. Ayrıca, malul ve sakatların kullanımına yönelik eşyalar da gümrük vergisinden muaftır.

Ayrıca, yaşlı ve sakat bakım evlerinde sunulan hizmetler sosyal amaç taşıyan istisnalar olarak değerlendirilmekte ve buralarda sunulan hizmet katma değer vergisinden muaf tutulmaktadır. Aynı şekilde, özürlülerin eğitimi, özürlülere meslek edindirme, özürlüleri sosyal yaşama dâhil etme amacıyla üretilmiş olan her türlü araç ve gereç de KDV'den muaftır .

Ayrıca, % 90 ve üzeri sakatlık derecesine sahip olan malul ve engellilerin adına kayıtlı taşıtlar ve malul ve engellilerin kullanımına uygun hale getirilmiş taşıtlar motorlu taşıtlar vergisinden muaftır . Taşıt kullanımı ile ilgili bir başka vergi indirimi de Özel Tüketim Vergisi üzerinden sağlanmaktadır. Muafiyet listesinde yer alan ve 87.03 (motor silindir hacmi 1.600 cm3'ten az olanlar), 87.04 (motor silindir hacmi 12.800 cm3'ten az olanlar) ve 87.11 numaralı G.T.İ.P. (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları) numaralı araçlardan sakatlık derecesi % 90 ve üzerinde olan malul ve engelliler tarafından kullanılanlar ve özel donanım sağlanan araçlar beş yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden muaftır .

Bunlara ek olarak, engellilerin kurum giderleri kapsamında karşılanamayan giderlerinin karşılanması amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu kapsamında değişiklikler yapılmıştır. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir alan özürlülerin, tedavi giderleri ile fonksiyon kazandırıcı ortopedik ve diğer yardımcı araç ve gereçlerin kurumca karşılanamayan maliyetleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu tarafından karşılanacaktır .

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 08 Temmuz 2003 tarihinde vermiş olduğu Hollanda'ya Karşı Nikky Sentges Davasının konuyla ilgisi bakımından yer vermekte yarar görüyoruz. Bu davada Başvuru sahibi Devlet'in bir eyleminden değil, eylemsizliğinden şikâyetçi olmuştur. Mevcut davada mahkeme, başvurucunun, Sağlık Sigortası Hasar ve İstisnai Tıbbi Harcamalar Yasası'nca öngörülen sağlık hizmetlerine erişebildiğine dikkat çeker. Bu düzenlemeler gereğince, kendisine bir elektrikli sandalye temin edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme başvurucunun karşılaştığı zorlukları kesinlikle küçümsememekte ve robot bir kolun onun kişisel özerkliği ve kendi seçimine göre diğer insanlarla ilişkiler kurma ve bu ilişkileri geliştirme olanaklarını arttıracağına da inanmaktadır. Ne var ki Mahkeme, davalı Devlet'in, mevcut davanın şartlarında, sahip olduğu takdir yetkisini aşmamış olduğu kanısındadır. Mevcut davada olduğu gibi, sorun sınırlı Devlet kaynaklarının tahsisi bağlamında önceliklerin saptanmasını gerektirdiğinde, bu takdir yetkisi çok daha geniş olmaktadır. Hem sağlık hizmetleri konusundaki talepleri, hem de bu talepleri karşılamak için mevcut bütçeyi değerlendirmek konusunda, ulusal makamlar uluslararası bir mahkemeden daha uygun bir konumdadır.

Böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özürlülere verilecek hizmetlerin kapsamını belirlerken her üye devletin ekonomik kaynaklarını tahsis yetkisine müdahale edecek şekilde hüküm kurmamaya, yapılan müracaatların bu yönüyle de değerlendirilmesi gereğine dikkat çekmiştir.

Vergi İndirimlerinden Yararlanmak için Yapılması Gerekenler

1981 yılında uygulamaya konulan sakatlık derecelerinin tespitine ilişkin yönetmelik gereğince, gelir vergisi indiriminden yararlanmak isteyen sakat çalışan, nüfus kâğıdı örneği ve çalıştığı işyerinden alacağı çalışma belgesi ile birlikte bulunduğu ildeki Defterdarlık Gelir Müdürlüğü'ne veya bağımsız Vergi Dairesi bulunan ilçelerde Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne bir dilekçe ile başvurmalıdır. Dilekçe uyarınca kamu kurumu görevlileri Sağlık Kurulu Raporu formlarının üç nüshası üzerinde ilgili yerlere başvuruda bulunan sakat çalışanın adı, soyadı, baba adı ve doğum tarihini yazarak, çalışanı en yakın yetkili sağlık kurumuna sevk etmelidir. İlgili sağlık kurumunda Sağlık Kurulu Raporu hazırlığı tamamlandıktan sonra, hastane raporu kendisine gönderen kamu kurumuna gönderecektir. İlgili kurum raporda belirtilen sakatlık yüzdesini gelir vergisi indirimi için kaydedecektir. Yurtdışında görev yapan hizmet erbabı ise başvurusunu aynı belgeler ile T.C. Elçilik veya Konsoloslukları'na yapmalıdır .


4. Yasal ve Cezai Ehliyet

Engellilerin yasal olarak cezai ehliyete sahip olma durumu filli ehliyet kapsamında tanımlanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'na göre yaşı küçük olmayan, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunmayan, sarhoşluk veya benzeri bir sebeple akla uygun biçimde davranma yeteneğini kaybetmemiş olan herkesin fiil ehliyeti vardır. Fiil ehliyetsizliği ayırt etme gücünün bulunmadığı, yaşın küçük olduğu ve koşulla bağlantılı kısıtlılığın söz konusu olduğu durumlar için geçerlidir. Ayırt etme gücü bulunmayan kişilerin fiilleri hukuki sonuç doğurmamaktadır .

Medeni Kanun'da anne babanın eğitim görevleri arasında engelli çocuğun eğilimlerine uygun şekilde temel ve mesleki eğitim sağlama yükümlülüğü tanımlanmış , bu görevlerin aksatılması durumunda velayetin düşebileceği ve çocuğa bir vasi atanacağı belirtilmiştir.

2004 yılında kabul edilen yeni Türk Ceza Kanunu'nda ise ayrımcılıkla mücadele temelinde ciddi yaptırımlar getirilmiştir. Kişiler arasında dil, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasi düşünce, felsefi inanç ve benzeri sebeplerle ayrımcılık yaparak ; taşınır veya taşınmaz malların satılması veya devrinde veya ilgili hizmetin yerine getirilmesinde engelleyici faaliyette bulunan; bir kişinin işe alımını engelleyen; kişinin beslenme gereksinimini karşılamayan veya kamuya mal olmuş bir hizmeti yerine getirmeyi reddeden; kişinin ekonomik faaliyetlerini engelleyen kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 03.2.1999 günlü kararında görme özürlü Davacı, daha önce davalı bankadan aldığı ATM kartını kaybettiğini, yeniden başvurduğunda, görme özürlü olması ileri sürülerek, kartı vermediklerini, davalının bu eyleminin insan haklarına, eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, manevi zarar gördüğünü belirterek, tazminini istemiştir. Talebi reddeden yerel mahkemenin kararı hukuki aşamaları tamamlanarak Hukuk Genel Kurulunda tartışılmış ve Kurul anılan kararı şu gerekçeyle onamıştır. " Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle gerek Türk Medeni Kanununun 24; gerek BK. nun 49 ncu maddelerinin özüne ve sözüne uygun, uygulanabilmesi için saldırının Hukuka aykırı olması gerekir. Diğer bir anlatımla hukuka uygun bir eylemin anılan maddelerin uygulanmasına imkân vermeyeceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere olayda davalının Kanunun verdiği yetkiye, özellikle BK. nun sözleşmenin feshine ilişkin hükümlerine dayanmıştır. En önemlisi bu feshin MK. m. 24, BK. 49. maddelerine göre aktin feshi sınırlarını aşarak kişilik haklarına tecavüz şekline gelmediği ve sırf davalının davacıya zarar verme amacıyla da sözleşmeyi fesih yönüne gittiği ve böylece davranışının hukuka aykırılığı da kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacının hakları ancak aktin feshi ve BK. nun fesih hükümleri için de değerlendirilebilir. O nedenle yerel mahkeme kararı onanmalıdır." Bu karardan da anlaşılacağı üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun soruna yaklaşımının yeni TCK ve tüm dünyadaki gelişmeler karşısında değiştirmesini ümit ediyoruz.

Türk Ceza Kanunu'nda, işlenmiş bir suçu veya sonuçlarını engellemenin hala mümkün olduğu bir suçu bildirmeyen kişi hakkında bir yıla kadar hapis cezası öngörülürken, suçun mağdurunun çocuk veya engelli olması durumunda bu ceza yarı oranında arttırılmaktadır .

Buraya kadar temel kişi hakları ve özellikle kamu kurumlarının bu hakların teslim edilmesi ile ilgili yükümlülüklerinden bahsedilmiştir. Aynı alanda ele alınması gereken bir diğer konu da engellilerin eğitim alma haklarına ilişkin düzenlemelerdir.

Eğitim Hizmetine İlişkin Haklar

Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitime ve korumaya muhtaç çocuklar için özel hizmetler geliştirmekle yükümlüdür . İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda eşitlik ilkesi vurgulanırken; zorunlu ilköğretim çağında olmasına rağmen zihinsel, bedensel, ruhsal veya sosyal olarak özürlü olan çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri için gerekli ayarlamaların yapılmasının gerektiği de belirtilmektedir .

Danıştay 8. Dairesi 22.4.2004 günlü, 2004/ 1921 sayılı kararı doğrudan görme engellileri ilgilendirmemekle birlikte gerekçesi tüm engelliler için yol gösterici olması bakımından önemlidir. Zihinsel Özürlüler Özel Eğitim Merkezleri Yönetmeliğinin, eğitime 21 yaş sınırlaması getiren 2. maddesinin iptaline ilişkin kararında "zihinsel özüre sahip bireylerin hangi yaşta olursa olsun bilinçli, sistematik bir eğitim ve bakıma ihtiyaçlarının bulunduğu gerçeğini " vurgulamış ve " Aksine bir kabul, bu bireylerin toplum dışına itilerek aileleri ve toplum için bir külfet haline dönüşmelerine neden olacağı gibi hem yasanın amacına hem de Anayasada yer alan sosyal güvenlik eğitim ve öğrenim hakkına ilişkin düzenlemelere de aykırı olacaktır. Başka bir anlatımla, böyle bir düzenleme ve uygulama Anayasada güvence altına alınan hakların ihlali sonucunu doğuracaktır " demiştir. Özürlü bireylerin eğitim ve rehabilitasyonlarında yaş sınırının getirilmesi bireyin sonradan engelli olması halinde yaratacağı sorunlar dikkate alındığında Danıştay'ın anılan kararı önemli bir emsaldir.

Engelli çocuklara sağlanması gereken özel eğitim ve engellilerin istihdamını sağlayacak mesleki alanlarda eğitilme hakları ile ilgili ve hem kamu hem de özel kuruluşların sağladığı rehabilitasyon hizmetleri aşağıda kısaca açıklanmıştır.


1. Özel Eğitim ve Mesleki Eğitim

Özel eğitim gerektiren bireylerin özel eğitim hakkına erişimlerine ilişkin olarak 1997 yılında bir Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmıştır.

Bu kararnameye göre özel eğitim gerektiren çocukların ihtiyaçlarına göre, özel eğitim süreçlerine katılmaları için tüm ayarlamaların küçük yaşta yapılması gerekliliği belirtilmiştir. Bu bağlamda, bireysel eğitim planlarının hazırlanması, sürecin becerilere göre düzenlenmesi, çocuğun aileyle bağları göz önünde bulundurularak çevre ayarlamalarının yapılması gereklidir .

Bu kararname kapsamında eğitim süreci safhalara ayrılmış, her safhada yapılması gerekenler ve devletin yükümlülükleri açıklanmıştır.

Erken çocukluk döneminde eğitim hizmetleri ailenin bilgilendirilmesini ve desteklenmesini de içerecek şekilde evlerde ve kurumlarda sürdürülmelidir .

Tanısı konulmuş, özel eğitim gerektiren çocuklar için rehabilitasyon ve gereken durumda kaynaştırmalı eğitime hazırlık amacıyla okul-öncesi eğitim zorunludur. Çocukların bireysel gelişim süreçleri ve özellikleri dikkate alınarak bu okul öncesi eğitim süresi uzatılabilir .

Zorunlu okul öncesi eğitimini tamamlayan ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için ilköğretime geçişte örgün eğitime hazırlık amacıyla hazırlık sınıfları açılabilir. Belirli özel eğitim ihtiyacı olan çocuklara bir arada eğitim vermek için özel eğitim kurumları açılabilir. Hazırlık sürecini gelişim açısından tamamlayan çocuklar için ise özel eğitim programları geliştirilebilir .

Özel eğitim gerektiren bireyler zorunlu eğitimlerini tamamladıktan sonra özel okullarda ortaöğretimlerine devam edebilirler veya belirli meslek edindirme okullarına gidebilirler. Bunu takiben, özel ihtiyaçları olan öğrencilerin yüksek öğretim ihtiyaçlarını karşılamak için mümkün olan her türlü önlemi almak gerekmektedir .

Bu kararnameye göre özel eğitim gerektiren bireylerin gerekli durumlarda akranları ile birlikte eğitim görmeleri için kaynaştırmayı sağlayıcı her türlü önlemin alınması da Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev alanında yer almaktadır . Ayrıca özel eğitim ihtiyacı olan bireylere her türlü eğitim ortamında özel eğitim desteği sağlanması, rehabilitasyon hizmetlerine gereksinim duyulması durumunda ilgili kurumlarla işbirliği yapılması, eğitim programlarının ihtiyaç ve becerilere uygun olarak düzenlenmesi ve bireysel değerlendirmenin bu programlar dikkate alınarak yapılması gereklidir .

Ancak görme engelliler ve görme engellilere eğitim verenler arasında kaynaştırmalı eğitimi savunanlar olduğu gibi tamamen karşı çıkanlar da bulunmaktadır. Avrupa'daki uygulamalarda ise kaynaştırmalı eğitim uygulamalarına olan ilginin azalmaya başlandığı gözlenmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı ayrıca özel eğitime muhtaç bireyler için iş hayatında geçerliliği olan görevlere hazırlayıcı kurslar düzenlemekle yükümlüdür. Kursların planlanması ve uygulanmasında kişilerin ilgi, ihtiyaç ve becerilerinin dikkate alınması gereklidir. Bu kurslarda öğrencilere çırak ve öğrenci statüsü verilecektir .

2006 yılında çıkarılan bir yönetmelikte ise özürlülerin yetenekleri doğrultusunda yetiştirilmesi ve ekonomik ve sosyal refahların arttırılması amacıyla kurulacak olan mesleki rehabilitasyon merkezleri ile ilgili açılış, denetleme ve işleyiş esasları belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları mevzuatına göre açılacak ve Türkiye İş Kurumu il müdürlüklerince yönlendirilecek olan mesleki eğitim ve rehabilitasyon kursları kapsamında, fizyoterapi ve rehabilitasyon, mesleki yönlendirme ve rehberlik, mesleki eğitim ve sosyal rehabilitasyon hizmetlerinin verilmesi öngörülmüştür . Bu merkezlere başvurabilmek için engellinin en az % 40 engelli olması, 15 yaşını doldurmuş olması ve Türkiye İş Kurumu'na kayıtlı olması gerekmektedir. Merkeze kabul için kimlik belgesi örneği, ikametgâh belgesi, Sağlık Kurulu Raporu veya özürlü kimlik belgesi, 2 adet fotoğraf ve varsa öğrenim durumunu belirten güncel bir belge ile merkeze başvuru yapılması gerekmektedir . Bu yönetmelik yürürlüğe girdiğinden görme engelli vatandaşlar uygulamaya ilişkin hizmet talebinde bulunabilirler

2. Bakım ve Rehabilitasyon Hizmetleri

Doğuştan veya sonradan, bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybeden, kendi hayatını desteksiz idame ettiremeyen ve resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelenen bakıma muhtaç özürlü çocuklar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun görev alanında yer almaktadır .

1997 yılında aynı kanunda yapılan bir başka değişiklikle çocuğun öncelikle aile içinde yetiştirilmesi ve desteklenmesi için aileyi eğitim, danışmanlık ve sosyal yardımlarla güçlendirmek, korunmaya, bakıma ve yardıma muhtaç çocuk ve özürlülerin tespiti, bunların korunması, bakımı, yetiştirilmesi ve rehabilitasyonları için gerekli hizmetleri geliştirmek kurumun görev alanları içinde yer almıştır .

S.H.Ç.E.K. kontrolünde evde bakım hizmeti verilmesi ile ilgili yapılan düzenlemeler de dikkate değerdir. Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik sıkıntı veya sosyal yoksunluk içinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametgâhlarında verilmesine karar verilmiştir . Bu bağlamda, görme kaybı % 90'ın altında olan, yatalak olmayan görme engellilerin evde bakım hizmeti alabilmesi için de ebeveyn kaybı veya ailenin fakirliği koşul olarak getirilmiştir. Ancak görme engelli çocukların toplumsal ve sosyal süreçlere katılımlarının sağlanması için koşul öne sürülmeden bu hizmetlere erişimlerinin sağlanması gereklidir.

Ayrıca, bakıma muhtaç özürlülerin tespiti ve özürlülerin bakım hizmeti talebi ile ilgili süreçler 2006 yılında bir yönetmelikle düzenlenmiştir. Şahsi olarak veya akrabaları aracılığıyla başvuruda bulunmayan özürlülerin tespiti için özürlünün yaşadığı şehrin mülki amirleri, sağlık kuruluşları, köy muhtarları veya güvenlik görevlileri ile kamu kurumları sosyal hizmetler il/ilçe müdürlüklerine beyanda bulunabilirler . İl/ilçe müdürlüklerinde özürlü ve/veya yakınlarıyla yapılacak olan ön-görüşme sonrasında Bakım Hizmetleri Talep formu düzenlenecektir. Başvuru esnasında özürlünün beyan etmesi gereken bazı belgeler vardır. Bu belgeler, vukuatlı nüfus kayıt örneği, ikametgâh belgesi, sağlık kurulu raporu, kendisinin veya ailesinin sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmadığına dair belgeler, gelir beyanı, iki adet vesikalık fotoğraf, varsa öğrenim durumunu gösterir belge ile özürlünün vasisi var ise vesayeti gösterir belge ve özürlünün anne babasının boşanmış olması durumunda boşanmayla ilgili mahkeme kararıdır .

Başvurusu kabul edilen özürlü için sosyal inceleme raporu, bakım raporu ve yukarıda belirtilen belgeleri içeren dosya oluşturulur. Dosyadaki bilgiler doğrultusunda bakım hizmetleri değerlendirme heyetinin önerdiği bakım hizmeti türü il müdürlüğü tarafından onaylanır .

Özürlüye sunulacak hizmetler ise kişisel bakım hizmetleri ile psiko-sosyal destek hizmetleri olarak ayrılmaktadır. Özürlü ve ailesi bu hizmetleri, tercihlerine bağlı olarak Genel Müdürlüğe bağlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde, Genel Müdürlük oluruyla açılan diğer resmi kurum veya kuruluşlara bağlı merkezlerde, özel bakım merkezlerinde veya özürlünün ikametgâhında alabilir. Hizmeti verecek olan merkez, bakım hizmetleri değerlendirme raporunu dikkate alarak hizmeti alacak bireye özgü bakım planı hazırlayacaktır. Hizmetin özürlünün birinci dereceden olmayan akrabaları tarafından verilmesi durumunda ise bakım hizmetleri değerlendirme heyeti hizmeti verecek kişiye rehberlik yapmakla yükümlüdür .

Akrabalar tarafından verilen hizmet dışında, ödemeler S.H.Ç.E.K. Genel Müdürlüğü tarafından hizmeti düzenleyen kuruma yapılır. Özürlüye bakım hizmetini bakım merkezi tarafından görevlendirilen bakıcının merkezde veya özürlünün ikametgâhında vermesi durumunda ise, kurum ödemeyi aşağıdaki belgelerin sunulması karşılığında hizmeti üstlenen kişiye yapmaktadır. Bu belgeler merkez tarafından onaylanmış Bireysel Bakım Planı, merkezin bakım ücretini alacak kişiye verdiği noter onaylı senedin fotokopisi, merkezin açılış izninin fotokopisi, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün hizmet onayı, merkezin hizmet verdiği tüm bakıma muhtaç özürlülerin isim listesi ve merkezde görevli personel listesidir. Hizmetin akrabalar tarafından verilmesi durumunda ise görevlendirilen kişiye ödeme Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün hizmet onayı ve Bireysel Bakım Planı'nın aybaşında sunulması ile yapılır .

Sonuç olarak, engellilere eğitim, bakım ve rehabilitasyon alanında hizmeti sunmakla görevlendirilen ilgili kurumlara son bir kez değinmekte fayda vardır. Engelli çocuklara uygun eğitim fırsatlarının sağlanması ile ilgili düzenlemeler Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev alanında yer alırken, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri için S.H.Ç.E.K yetkilidir. Ayrıca Belediye Kanunu'nda yapılan düzenlemelere göre, yerel yönetimler ilgili hizmetlerin sunumunda kurumlarla işbirliği kurmak ve engellilerin eğitim ve rehabilitasyonu için gönüllülük esasına dayanan hizmetler geliştirmekle görevlendirilmiştir.

Türkiye'de görme engellilere yönelik kamu hizmeti sunan iki rehabilitasyon merkezi vardır. Bu merkezlerden birisi Altı Nokta Körler Vakfı'na bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Vakıf, 1973 yılında 18 yaşından büyük körleri ücretsiz rehabilite etmek amacıyla 'Emirgan Altı Nokta Körler Rehabilitasyon Merkezi'ni kurmuştur. Sağlık Bakanlığı'ndan S.H.Ç.E.K. Genel Müdürlüğü'ne devredilen kurum, halen faal olarak yurdun değişik bölgelerinden gelen yetişkin görme engellilere, Vakıf - Devlet işbirliğiyle rehabilitasyon hizmeti vermektedir. Bu merkezde istihdama yönelik faaliyetler de sürdürülmektedir. Buna ek olarak, Vakıf son dönemde rehabilitasyon faaliyetlerini görme engelli çocukların rehabilitasyonunu da kapsayacak şekilde genişletme hedefiyle yeni faaliyetler planlamaktadır.

Bir diğer rehabilitasyon merkezi de ilgili S.H.Ç.E.K Kanunu'na referansla 1983 yılında hizmete açılmış olan Ankara Yenimahalle Rehabilitasyon Merkezi'dir. Bu merkez çeşitli derecelerde görme engelli olan kişilerin, çocukluktan itibaren kendi kendilerine yeterliliklerini sağlamak ve sosyal ve ekonomik hayata katılımlarını kolaylaştırmak için, temel ve mesleki eğitim programları düzenlemektedir.


İstihdam


1. İşe Alım Yükümlülükleri

2003 yılında düzenlenen İş Kanunu'na göre 50 veya daha fazla işçi çalıştıran bütün işverenlerin en az % 3 oranında özürlü çalıştırması, bu oranı işten çıkarım ve yeni alımlar esnasında da koruması gereklidir. İstihdam edilmesi gereken özürlü sayısını hesaplarken birden fazla işyeri veya fabrikası bulunan işverenler tüm çalışan sayılarını göz önünde bulundurmalıdır. İşverenler yeni istihdam etmeleri gereken engelli sayısını belirlerken çalıştırdıkları işçi sayısını düşürebilirler ve yeraltı ve yer üstünde çalışan işçi sayısını da hesaba katmazlar. İşverenler işe alımda engelli işçilere uygun görev tanımı yapmalıdır. İşverenler, yeni işçi alımında önceden istihdam ettikleri ve görev içi ya da dışında kaza veya hastalık nedeniyle engelli durumuna gelen eski çalışanlarına ve daha önceden çalıştırdıkları engellilere öncelik vermelidir.

Bu koşulları yerine getirmeyen işverenler İş Kanunu'nun 30. Maddesi, gereği her ay 750 YTL ceza öderler ve kamu kurumları da aynı şarta uygun istihdam politikası belirlemelidir. Eskiden çalıştığı işyerinde tekrar çalışmayı talep eden engelli işçiyi açık veya boşalan uygun kadroya yerleştirmeyen işveren ise işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür. Bu kapsamda çalıştırılacak olan özürlü belirli bir yaşamsal fonksiyonunun en az % 40'ını kaybetmiş olmalıdır. Fonksiyon kaybı % 80 ve üzerine çıktığı zaman işçinin işveren payına düşen sigorta priminin yarısı Hazine tarafından karşılanır.

Belirtilen işe alım ve istihdam yükümlülüklerine bağlı olarak özürlü bireylerin özellikle kamu kurumlarında işe alım için karşı karşıya kaldıkları kuralları da belirtmek gereklidir. İl özel idareleri, belediyeler ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre memur istihdam eden tüm kamu kuruluşlarına girişte özürlüler, yapılacak iş ile ilişkili ve özür gruplarına göre ayarlanmış çoktan seçmeli sınavlara tabidirler .

Devlet memurluğu giriş sınavları açık bulunan kadroların durumuna göre her yılın Nisan-Mayıs, Temmuz-Ağustos, Ekim-Kasım dönemlerinden bir veya birkaçında yapılır . Devlet memurluğu kadrolarına başvurabilmek için özürlülerin de tercihen en az ortaokul mezunu olması gerekmektedir. Öğretim durumu ile ilgili koşullar açık kadronun gerektirdiği niteliklere göre değişiklik gösterecektir . Sınav başvurusu esnasında kurumun isteklerine bağlı olarak özürlü vatandaşlar nüfus cüzdanı örneği, eğitim durumunu gösterir belge, adli sicil kaydı belgesine ek olarak özür durumlarını belgelemek üzere sağlık kurulu raporunu sunmalıdır .

Devlet memuru kadrolarına ek olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak istihdam edilme koşulları hakkında da kısa bilgi verilmesi gereklidir. Özürlüler ÖSYM tarafından özürlülere özel olarak en erken yılda bir en geç dört yılda bir yapılacak KPSS sınavının ilgili alanından alacakları puanlar ile işçi olarak görevlendirilebilmek için kamu kurumlarına başvuru yapmalıdırlar . Belirtilen sınava zihinsel veya ruhsal engeli bulunmayan, en az ortaokul (ilköğretim) mezunu özürlüler başvuruda bulunabilirler .


2. Sosyal Güvence ile İlgili Düzenlemeler

Engellilerin çalışma süreleri ve koşulları göz önünde bulundurularak bağlı bulundukları sosyal güvence sistemi içerisinde karşı karşıya kaldıkları uygulamaların ve mevzuattaki yeni hükümlerin anlaşılması da istihdam ile ilgili kararlar açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda engelli mevzuatı Emekli Sandığı'na, Sosyal Sigortalar Kanunu'na veya Serbest Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'na bağlı olma durumuna göre değerlendirilmelidir.

Emekli Sandığı

Emekli Sandığı Kanunu'na göre göreve girişlerinde en az % 40 oranında özürlü olduklarını sağlık kurulu raporu ile belgeleyen ve devlet memuru olarak en az 15 yıl fiili hizmeti bulunan engelliler istekleri doğrultusunda malullük kapsamında değerlendirilmektedirler. Bu kimseler kurumdan 15 yıl hizmet sonrasında istifa etseler bile kendilerine emekli ikramiyesi verilir ve emekli aylığı bağlanır . Bu durum, doğuştan ya da işe başlamadan önce özre sahip olan bireyler için geçerli iken, çalışma esnasında vazifeden kaynaklanan sakatlıklar vazife malullüğü, çalışma esnasında vazifeden kaynaklanmayan sakatlıklar ise adi malullük kapsamında değerlendirilir ve belirtilen tanımlar kapsamında ikramiye ve emekli maaşı tahsisatı aynı 15 yıl şartı göz önünde bulundurularak yapılır .

Sosyal Sigortalar Kanunu

Kanun gereğince sosyal güvenlik sistemine bağlı bireylere belgelenmesi koşuluyla geçici iş görmezlik durumunda ödeme yapılması, sürekli iş görmezlik veya malullük durumunda da gelir bağlanması esasları Sosyal Sigortalar Kanunu'nda belirtilmiştir . Geçirilen bir iş kazası dolayısıyla gelir elde etme yeteneğinin en az % 10'unu kaybeden bireylere sürekli iş görmezlik yardımı yapılırken, iş görme becerilerinin % 60'ını kaybeden bireylere malullük aylığı bağlanır . 1 Ocak 2007 tarihli yeni Sosyal Güvenlik Yasası uyarınca, sürekli iş görmezlik ödeneği tayin edilirken iş gücü kaybının oranı dikkate alınacaktır.

3. Korumalı İşyerleri

Korumalı işyerleri bahsi geçen özürlülerin mesleki rehabilitasyonunu ve istihdamını sağlamak amacıyla gerçek veya tüzel kişiler tarafından açılacak işyerlerine karşılık gelmektedir . Korumalı İşyerleri ile ilgili mevcut yasal düzenlemelerde normal işgücü piyasasına kazandırılması güç olan özürlüler için oluşturulacak olan ve teknik donanımı devlet tarafından sağlanacak olan işyerlerinin kuruluş ve işletim esasları belirtilmiştir.

Bu işyerlerinde engellilerin çalışma ihtiyaçlarını karşılayacak özel araç ve gereçler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi tarafından çıkarılacak tebliğ ile yönetmeliğin yayınını takiben altı ay içerisinde belirlenmesine karar verilmiştir . Ancak belirtilen tebliği henüz yayınlanmamıştır ve bu sürecin 2009 yılında tamamlanması beklenmektedir.

İlgili yönetmeliğin tam olarak uygulanması sonrasında korumalı işyeri statüsü kazanacak olan işyerlerine başvuruda bulunan, İş Kurumu'na kayıtlı olan ve 15 yaşını doldurmuş olan özürlüler arasından işyerine kabul edilenler, kabulde nüfus cüzdanı örneği, ikametgâh belgesi, sağlık kurulu raporu, iki adet fotoğraf ve varsa eğitim durumunu gösterir belge sunmalıdırlar .

Sonuç

Buraya kadar Türk mevzuatında engellilerin temel kişi hakları ile vatandaş olarak eğitim ve istihdama erişim hakları hakkında güncel yasa ve yönetmeliklere referansla bilgi sunulmuştur. Bu doğrultuda, engelli vatandaşlar kendilerine yasayla verilen bu hakların takibini yapmalı ve gerekli durumlarda hak talebinde bulunmalıdırlar. Bu haklar, kamu görevleri kapsamında engelliler aleyhine ayrımcılık yapılmasının kati suretle önüne geçilmesini öngörmekle beraber, belli başlı bazı kanunların hala yönetmelikler aracılığıyla yürürlüğe sokulmadığı, yürürlüğe giren kanunların ise uygulama süreçlerinde aksamalar olduğu gözlenmektedir. Burada görev engelli vatandaşlara ve engellileri temsil eden sivil toplum kuruluşlarına düşmektedir. Bu gerçek ve tüzel kişiler engellilere yönelik iyi uygulamaların geliştirilmesinde yürütüme mekanizmalarını harekete geçirmeli ve uygulamalara destek olmalıdır.


AB MEVZUATI VE UYGULAMALAR


1. Temel Haklar Bildirgesi

7 Aralık 2000 tarihinde kabul edilen Avrupa Temel Haklar Bildirgesi genel olarak Avrupa vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin sınırlarını belirten bir metin olarak belirmiştir. Bu metin kapsamında engellilere yönelik haklara yapılan vurgu özellikle ayrımcılıkla mücadele ve engellilerin sosyal bütünleşmesini sağlama ile ilişkilidir.

Bildirgenin 21. maddesine göre Avrupa çapında dil, din, ırk, etnik veya sosyal köken veya engellilik nedeniyle yapılan her türlü ayrımcılık yasaklanmıştır. Bu madde doğrultusunda ulusal hükümetlere her türlü ayrımcılıkla mücadele görevi verilmiştir. Bildirgenin 26. maddesi doğrultusunda da engelli kişilerin bağımsız hareket etme, sosyal ve mesleki katılım ile toplum yaşamında yer alma hakları AB tarafından tanınmıştır.

Engellilerin meslek edinme ve mesleklerini uygulama hakları Bildirgenin 31. maddesinde herkesin sağlık, güvenlik ve huzurunu garanti eden bir iş ortamına sahip olma hakkının tanınması ile Avrupa Birliği'ne genellenmiştir.


2. Ayrımcılığa Karşı Yönerge

İstihdam ve iş bulmada eşit muamelenin genel çerçevesini belirleme amacıyla 2000 yılında Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Ayrımcılıkla Mücadele Yönergesi'nin temel çıkışı her türlü ayrımcılıkla mücadeledir. Bu yönergenin amaçları arasında engelli vatandaşların sosyal ve ekonomik hayata katılımlarını engelleyici her türlü faaliyeti ortadan kaldırmak da yer almaktadır .

Yönergeye göre engellilerin sosyal ve ekonomik hayata katılımlarını arttırmak ve engelliler için uygun ve erişilebilir bir iş ortamı sağlamak tüm topluluk üyelerinin görev alanlarına girmektedir . Buna bağlı olarak, engellilerin işyerlerinde karşılaştıkları sorunların çözülmesi ayrımcılıkla mücadelenin önemli bir alt başlığı olarak değerlendirilmekte ve üye ülkelerden düzenleyici çalışmalar yapmaları ve özellikle önyargılarla mücadele yöntemleri geliştirmeleri istenmektedir . Yönerge doğrultusunda işyerlerinin özürlülerin çalışmalarına uygun hale getirilmeleri için gerekli tedbirlerin de alınması istenmiştir . Engelli kişilerin istihdamında güvenlik ve sağlık ile ilgili gerekli düzenlemelerin işverenler tarafından kesinlikle önyargılara başvurmadan yapılması da Konsey yönergesi ile 2000 yılında kabul edilmiştir .

Buna ek olarak, engelli kadınların, özel durumları nedeniyle çifte ayrımcılığa maruz kaldıkları tespitiyle, sosyal ve ekonomik haklarına erişimlerinde önlerindeki engelleri kaldırmak için özel tedbirlerin alınması tavsiye kararı çıkarılmıştır . Bu karar uyarınca üye devletlerin engelli kadınlara yönelik özel düzenlemelerinin birlik genelinde desteklenmesi prensibi benimsenmiştir.

Burada görme engelli kadınların karşı karşıya kaldıkları şiddetle mücadele amacıyla Avrupa Körler Birliği tarafından uygulanan bir projeye değinmekte fayda vardır. Birliğin 2000- 2003 yılları arasında Daphne programı kapsamında uyguladığı proje ile görme engelli kadınların maruz kaldıkları şiddetin tespiti ve mücadele yollarının kadınlar ve kamu kurumlarına anlatılması amacıyla bir bilgilendirme projesi sürdürülmüştür. Bu proje kapsamında ulusal çapta görme engelli kadınların maruz kaldığı şiddetle ilgili bir tespit mekanizması oluşturulmuştur. Şiddet türleri ve oluşma şekilleri hakkında kamu güvenliğini sağlamakla yükümlü kurumlara bilgilendirme yapılmıştır. Ayrıca görme engelli kadınlara yardım isteme ve kendilerini korumaları için bilgi sunulmuştur. Bu proje Fransa genelinde uygulanmıştır.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ayrımcılıkla, özellikle engellilere yönelik ayrımcılıkla, mücadele için alınan önlemler ve geliştirilen uygulamalara da değinmekte fayda vardır.

Örneğin engellilere yönelik ayrımcılıkla mücadelede örnek uygulamalar geliştiren İspanya'da 2000 yılında kabul edilen konsey yönergeleri özellikle iş yaşamında engellilere uygulanan her türlü ayrımcılıkla mücadele ve engellilere eşit muamelenin sağlanması için gerekli önlemlerin alınması için yasal temeli sağlamıştır. Özellikle 2003 yılında Ceza Yasası'nda kabul edilen değişikliğe göre kişilerin, ayrımcılığa uğradıkları zaman, bu iddialarını doğru bir şekilde gerekçelendirmeleri, suçun tespiti için yeterli hale gelmiştir. Ayrıca, aynı hukuka göre işverenin çalışanına yönelik doğrudan veya dolaylı ayrımcılık içeren her türlü uygulaması para cezası ile cezalandırılmaktadır. Bunlara ek olarak, AB yönergelerinde belirtilen oranda engelli istihdam etmeyen işverenlerden alınan ceza ücretleri bir fonda toplanarak engellilerin iş piyasasına katılması ile ilgili faaliyetlere harcanmaktadır.

Birlik çapında bir başka iyi örnek olan ülke ise, 1965 yılından beri mevzuatında ayrımcılıkla mücadeleyi bulunduran İngiltere'dir. İngiltere'nin ayrımcılıkla mücadele hukuku AB mevzuatı ile neredeyse birebir örtüşmektedir. 2006 yılında engellilerin mesleki eğitimde maruz kaldığı ayrımcılık ile mücadele amaçlı çıkarılan yönetmelikler ile mevzuat ve uygulama eş güdümlü hale getirilmiştir . Yasalar kapsamında istihdamda veya eğitime erişimde ayrımcılık uygulayanlar aleyhine ağır para cezaları verilmektedir. Ülkede engellilere yönelik ayrımcılık uygulamalarını takip amacıyla 1999 yılında bir engelli hakları konseyi oluşturulmuştur .

Ülkedeki ayrımcılığa yönelik yasal düzenlemelerde ise 2004 yılında Engelli Ayrımcılık Senedi'nde yapılan değişiklikle her türlü iş alanında 15'ten fazla işçi çalıştıran bir işverenin bir engellinin iş başvurusunu, engeline bağlı nedenlerle reddetmesi, ayrımcılık olarak değerlendirilmeye başlanmıştır .


3. İstihdam Stratejisi ve Sosyo - Ekonomik İçerme

Avrupa Birliği'nde engellilerin istihdam oranlarını arttırma ve engelli vatandaşları ekonomik hayata dâhil etmeye özel önem verilmektedir. İşverene gerekli olduğu takdirde özürlülerin işe girişi, katılımı, işte ilerlemeleri veya eğitim ihtiyaçlarının karşılanması konusunda kendilerine orantısız yükler getirmemesi kaydıyla uygun tedbirleri alma yükümlülüğü getirmektedir . Bu yükümlülük Estonya, İtalya ve Polonya'da henüz ulusal hukuka geçirilmemiştir. Macaristan'da ise, hâlihazırda çalıştırılmakta olan işçilere ilişkin yasal yükümlülükler, iş arayanlara ilişkin yasal yükümlülüklerden daha fazladır. Belçika, Kıbrıs Rum Kesimi, Danimarka, Finlandiya, Fransa Almanya, Yunanistan, Litvanya, Malta, Hollanda, Portekiz, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç ve İngiltere'de ise makul kolaylıklar sağlanması bakımından Direktif hükümlerine yakın hükümler bulunmaktadır.

Bu alanda yapılan değişiklikleri incelemek ve uygulama örneklerini değerlendirmek için birlik üyesi bazı ülkelerin deneyimlerini değerlendirmek gereklidir.

İspanya

İspanya engellilerin ekonomik hayata katılımlarına yönelik en yoğun ve etkili tedbirleri alan birlik üyesi ülkelerden biridir. İspanya'da 2005 yılında 1 milyon Euro başlangıç bütçeli bir Bağımlılık Fonu oluşturulmuştur. Bu fonda yaşlı ve engelli gruplarına yaşamsal destek sağlanması hedeflenmiştir . Ayrıca, 2003 yılında herkese sosyal ve ekonomik hayata eşit erişim sağlama hedefini toplum geneline yaymak için Ulusal Engelli Konseyi oluşturulmuştur. Bu konsey ülke çapında engellilerin ve bunların ailelerini temsil eden topluluk ve kuruluşların engellilere yönelik ulusal planlama, uygulama ve takip süreçlerine katılımlarını sağlamak için oluşturulmuştur ve konsey kuruluş tarihinden beri faaliyetlerini sürdürmektedir . Konsey bakanlıklar arasında kurulan işbirliği uyarınca idare edilmekte ve konseye bakanlıklardan yetkililer katılmaktadır.

İtalya

İtalya özellikle engellilerin işe yerleştirilmesi için özel izleme programları geliştirmiştir. Bu program kapsamında işe ihtiyacı olan engellilerin ülke çapında envanterini oluşturma ve bireylerin nitelikleri ile özel pozisyonların ihtiyaçlarını denkleştirme imkânı oluşmuştur. Ayrıca, farklı sektörlerde istihdam edilmiş bulunan engellilerin meslek içi eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ile bu ihtiyacın giderilmesi ve yeni çalışma yöntemlerinin geliştirilmesi de yürütülen çalışmalar arasında yer almıştır .

İtalya'da engellilerin istihdam düzeyini arttırma faaliyetlerinde İtalyan hükümeti aktif rol almış ve her sene belli sayıda engellinin istihdam edilmesi için ticaret birlikleri ve işveren örgütleriyle müzakereler yürütmüştür .

İngiltere

İngiltere'de 1997 yılından beri uygulanan Yeni Müdahale Programı kapsamında engellileri iş yaşamına hazırlamak ve engellilere iş koşullarında destek olmak amacıyla kişisel danışmanlık hizmetleri sunulmaya başlanmış, daha önce çalışmadan engelli ödeneğinden yararlanan kişiler de iş hayatına katılmaları için teşvik edilmeye başlanmıştır. Bu süreçte danışmanlık hizmeti alan engellilerin yaklaşık % 25'i ücretli bir işte çalışmaya başlamışlardır . 2000- 2001 yılları arasında düzenlenen İşe Hazırlık Programı'na katılan yaklaşık 11.500 engelli kişinin %20'si program tamamlandıktan sonraki 13 hafta içinde iş bulmuşlardır . Bu süreçte engelli istihdam eden işverenlere de deneme süresinde ve sürekli istihdam koşullarında ayrı dilimler halinde ödemeler yapılmaktadır .

Almanya

Almanya daha çok sayıda yüksek oranda özürlü olan bireylerin istihdamı için politikalar geliştirmiştir. Federal hükümetin çabaları sayesinde 1999- 2002 yılları arasında yaklaşık 150.000 ciddi ölçüde özürlü istihdam edilmiş ve böylece ciddi ölçüde özürlüler arasındaki işsizlik oranı % 24'e düşürülmüştür. Bu hedefe ulaşmak için çeşitli medya kampanyaları yürütülmüş ve kampanyalar başarıya ulaşmıştır . 2004 yılında kabul edilen bir başka senet ile özellikle genç engellilerin istihdam olanaklarını arttırmak için eğitim ve çalışma programları düzenlenmiştir . Ülkede 1998 yılından beri sürdürülen engellilerin iş piyasasına erişimini arttırma faaliyetleri sonrasında engelliler arasındaki işsizlik oranı % 18'den 2002 yılında % 15,4'e düşmüştür .

Ayrıca, özürlüler ve özürlü ailelerinin yaşamın her alanı ile ilgili başvuru bilgilerinin eklendiği bir internet sitesi hazırlığı da 2004 yılında Alman Engelli Hareketi'nin çalışmaları ile tamamlanmıştır. İnternet sitesinde ailelere ve engellilere yönelik özel eğitim programları ve uygulamalı öğretim materyalleri de bulunmaktadır .

Slovakya

2004- 2006 Sosyal Entegrasyon Planı'na göre Slovakya'da engellilerin sosyal yaşama katılımlarını arttırma ve iş olanaklarına erişimlerini sağlama bir hedef olarak belirtilmiştir. Slovakya'da işverenleri engelli istihdamı yolunda teşvik etme, yeni ve uygun iş alanları oluşturarak engellinin bireysel çalışma olanaklarını arttırma amacıyla yeni faaliyetler planlanmıştır. İşverenleri teşvik amacıyla korumalı işyerlerinin oluşturulmasına ve bu işyerlerinin kurulum maliyetlerinin veya engelli bireylerin istihdamında faydalanılacak asistan istihdamı durumunda da bu asistan için öngörülen giderlerin devlet tarafından karşılanmasına karar verilmiştir .

Bu doğrultuda, gerçekleşen iyi uygulama örneklerinden bir tanesi Destekli İstihdam Ajansı Projesi'dir. Slovakya'nın bir bölgesinde engellilerin istihdamını arttırma ve engellilere beceri edindirme amaçlı eğitim faaliyetleri için kurulan bu ajans bir yıl içerisinde bölgedeki 20 işvereni engelli istihdamına ikna etmiş, 56 engelliye de becerilerine göre 3 aylık eğitim uygulamıştır .

Slovenya

Slovenya'da engelli kişilerin istihdamını arttırmak ve engellilere işyerinde uygulanan ayrımcılığı azaltmak amacıyla 2004 yılında bir senet onaylanmış ve bunun doğrultusunda korumalı işyerlerinin teşviki ile engellilere ödenecek ücretler üzerine yönlendirme yapmıştır. Slovenya'nın bilgi toplumu stratejisi uyarınca da internet kullanımında engelli erişiminin sağlanmasına özel önem atfedilmeye başlanmıştır .

İstihdam alanında son olarak Avrupa Körler Birliği'nin ulusal ölçekte yürüttüğü bazı projelere değinmek bizler için fikir verici nitelikte olacaktır. Birlik Romanya'da görme engellilerin plastik ambalaj üretimi yapabilmeleri için normal bir ambalaj makinesinin görme engellilere uyumlu hale getirilmesini üstlenmiş ve bu makinede ambalaj üretimi gerçekleştiren görme engelliler, ambalajın satışı ve pazarlama işlevlerini de üstlenmişlerdir.

Rusya, Özbekistan ve Makedonya'da birbirinden bağımsız olarak yürütülen projelerde bu ülkelerde atıl durumda olan fabrikalar körlerin istihdamı ve özellikle pamuklu kumaş ve kaşmir üretimi amaçlı revize edilmiştir. Böylece körler için yeni çalışma alanları oluşturulmuştur.

4. Eğitim

Avrupa Birliği içerisinde sunulan eğitim hizmetleri ile ilgili kısa bir değerlendirme yapmakta da fayda vardır. Eğitim hizmetleri görme engellilere özel okulların bulunduğu merkezlerde bu kurumlarda, merkezlerin dışında ise kaynaştırmalı ortamlarda verilmektedir. Ancak Avrupa genelinde görme engellileri bu kaynaştırma ortamına hazırlama ve eğitim sürecinde destek sağlama amacıyla farklı hizmet türleri geliştirilmiştir. Örneğin Fransa'da merkezden uzakta eğitim alan öğrencileri normal okullarda eğitime hazırlamak amacıyla bir bakım elemanı devlet tarafından görevlendirilmektedir. Bu bakım elemanı aynı zamanda görme engelli çocuğa derslerinde de destek sağlamaktadır. Ancak, çocuğun bağımsız hareketini ve bireysel gelişimini olumsuz yönde etkilediği düşünülen bu sistem Fransa'da yoğun şekilde eleştirilmektedir. Bunun yerine devletin ve özel kurumların yeni özel okullar açılması için teşvik edilmesi ve görme engellilerin daha yoğun şekilde özel eğitime tabi tutulmaları desteklenmektedir.

Eğitim alanında Avrupa çapında gerçekleşen gelişmelerden bahsederken işlerlik kazandırılan projelere de değinmekte fayda vardır. Avrupa Körler Birliği'nin görme engelli çocukları temel eğitim alanında desteklemek için bir konsorsiyum içinde 2002 yılından beri yürüttüğü Lambda projesi görme engellilerin temel eğitime erişimlerinde önemlidir. Bu projenin temel çıkış noktası matematiksel ve bilimsel kodların Braille alfabesine aktarım zorluğu nedeniyle görme engelli çocukların matematik ve fen bilimleri alanında istedikleri kadar veya yeterli eğitim alamamaları sorunu ile mücadele etmektir. Proje kapsamında geliştirilen Lambda sistemi ile farklı ülkelerin Braille kodlarının yerelde kullanılan koda çevrilmesi sağlanmaya başlanmış ve görme engelli çocukların temel eğitimde matematiksel ve bilimsel bilgiye erişimleri yönünde önemli bir aşama kat edilmiştir.

Avrupa Körler Birliği ulusal düzeyde çok sayıda mesleki eğitim projesine de katkı sağlamaktadır. Örneğin Romanya'da 15 görme engelliye tele pazarlama ve telefonda pazar araştırması eğitimi verilmiş, bu engellilerin istihdamını sağlamak için de gerekli çalışmalar yapılmıştır. Bu eğitimin Bükreş'te gerçekleştirilen bir başka ayağında, görme engelli telefon operatörleri yine görme engelli hareket terapistlerinin mesleklerini uygulamaları için geliştirilen telefonda randevu sisteminin başına geçmişlerdir.

Avrupa Körler Birliği'nin Fransa'da yürüttüğü bir başka proje ise Avrupa Komisyonu'ndan alınan 950.000 Euro ile bir yüksek okul kurulmuştur. Güney Fransa'da görme özürlülere koku ve tat eğitimi verilerek şarap eksperi ve/veya Fransız parfümü eksperi eğitimi sağlanmaktadır. Bu eğitim 3 yıllık diploma seviyesi eğitimi olabileceği gibi 3 veya 6 aylık sertifika programları da mevcuttur. Dolayısıyla, Avrupa Körler Birliği temel görme engellilerin meslek edinmesi için yüksek eğitim alanında da önemli girişimlerde bulunmaktadır.


Sonuç

Topluluk çapında engellilerin istihdamı ve ekonomiye katılımlarını teşvik için politikalarının geldiği son yeri de değerlendirmek gereklidir. Engellilerin istihdamını arttırmaya yönelik yapılan ilk çalışmalar, bu kişilerin iş yaşamına katılımlarını sağlamaya yöneliktir. Bunun için fiziksel çevre düzenlemelerine ve bilgi teknolojilerinin engelliler tarafından kullanımını arttırmaya yönelik faaliyetler geliştirilmiştir. Bu AB istihdam stratejisi doğrultusunda süreçte kişilerin temel ve mesleki bilgilerini arttırmaya odaklanıldığı kadar devlet tarafından işverenlere işyerlerini engelli istihdamına uygun hale getirmeleri için teşvikler sağlanmış ve korumalı işyerlerinin üye ülkelerde yaygın bir uygulama haline getirilmesi için hukuki zemin hazırlanmıştır .

Komisyon'un 2006- 2007 yılları için hareket planı ise İstihdam ve Eşitlik Yönergesi'nin üye ülkelerde tam olarak uygulanmasını sağlama, topluluk programlarında ayrımcılık içeren uygulamaların yer bulmasını engelleme ve programları bu alanda denetleme ve herkesin sosyal hayata tam erişimini sağlamadır .

Bu süreçte yasal hedefler, engellilerin vatandaşlık algısını arttırmak ve tüm hizmetlere erişimlerini sağlamak ile Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Hakları ve Saygınlıklarının Korunup Geliştirilmesi Konvansiyonu ve Avrupa Temel Haklar Sözleşmesi'nin ilgili maddelerine işlerlik kazandırmaktır .

Bu süreçte sosyal alana katılım desteklenirken, Komisyon'un 2004 tarihli genel hizmetler ile ilgili Beyaz Belgesi'nde belirtilen ölçüde engellilere sunulan sağlık ve sosyal hizmetlerin iyileştirilmesi ve rehabilitasyon hizmetlerinde güvenlik, özgürlük ve bağımsızlık arasında denge kurularak kapalı bakım merkezlerinin kurumsal yapılarının gevşetilmesine karar verilmiştir . Ayrıca engellilerin kamu hizmetleri başta olmak üzere tüm hizmet alanlarına erişimlerinin arttırılması çabalarının desteklenmesi de yeni dönem stratejileri arasında önemli bir yer bulmuştur .


AVRUPA BİRLİĞİNE GİRİŞ SÜRECİNDE HAK ARAMA YOLLARI


1. Bireysel olarak hak arama yolları

Engelli bireyin engeli nedeniyle yaşadığı hukuka aykırılıklarda hak arama sürecinin doğru işlemesi çok önemlidir. Görme engellinin imzaladığı senedin aslında kendisine söylenenden daha yüksek bir bedel ile doldurulduğu iddiası genel hukuk kuralı çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir hukuki sorunken görme engelli olması nedeni ile mal sahibi tarafından evini tahliyeye zorlanan görme engellinin yaşadığı hukuki sorun olağan bir tahliye davası olarak değerlendirilmeyecek, uyuşmazlığa "Ayrımcılık Yasağı" dahil edilerek çözüm aranacaktır.

1 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren Özürlüler Yasası ve ardından çıkartılan yönetmelikler, engelli bireyin engeli nedeniyle yaşadığı hukuka aykırılıklarda, hak arama yolunda ilk başvuracağı hükümler olacaktır. Bu kanun ve yönetmeliklerde ve ilgili kanunların özürlüler için istisnai hüküm içerip içermediğine bakılarak, düzenlenmeyen hususlarda genel kanunlar çerçevesinde ilgili uyuşmazlık ile ilgili genel hükümlere bakacaktır.

Anayasa 90. maddesinde 7 Mayıs 2004 tarihinde günü yapılan değişiklikle ulusal mevzuat ile uluslararası hükümlerin çakıştığı durumlarda uluslararası hükümlerin takip edilmesi gerekliliği kabul edilmiştir. Buna bağlı olarak, uluslararası bir anlaşma insan haklarına ilişkin bir hüküm içermesi halinde kanunların üzerinde yer almaktadır. Engelli Hukukunun ülkemizde çok yeni olması, birçok eksiklikler içermesi nedeni ile Anayasa'nın 90. maddesi engelliler için önem arz etmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen hakların ihlalleri halinde davayı inceleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat yolunun açık olan hak ihlalleri kısıtlı sayıdadır. Anayasamızda "Kişinin Hakları ve Ödevleri" başlığı altında düzenlenen, kişisel ve siyası hakların ihlali halinde AİHM ye başvurmak mümkündür. Sanılanın aksine sosyal ve ekonomik hakların ihlali halinde mahkemenin şikayeti incelemesi mümkün değildir.

AİHM'e yapılacak bir başvurunun kapsaması gereken konuların kapsamın temel kişi haklarıdır. Böyle bir durumda kişinin mahkemeye başvurabilmesi için; sözleşmeye taraf devlet tarafından hakkının ihlal edilmesi nedeni ile bir zarar görmesi, o devletteki iç hukuk yollarının tüketilmiş olması, iç hukuk yollarını tüketen kararın alındığı tarihten itibaren 6 ay içerisinde Mahkemeye başvurulmuş olması gerekmektedir.

Bilgi alınabilecek kurum ve kuruluşlar;

- http://www.barobirlik.org.tr/barolar/
- http://www.shcek.gov.tr/Linkler/Bagli_Kuruluslar.asp


2. Engellilik Alanında Çalışan Sivil Toplum Kuruluşları

Sivil Toplum Kuruluşları, gelişmiş demokrasilerde, bireyin ve toplumun her türlü hak ve menfaatlerini yürütme erkine karşı koruyan, yasama erkini harekete geçirerek kanunların düzenlenmesinde rol oynayan, yargı erkine yaptığı müracaatlarla uygulamaların denetimini sağlayan önemli kurumlardır. Avrupa Birliğine giriş sürecinde Dernekler Kanununda yapılan değişiklikle Türkiye de yıllarca adeta hayır kurumları gibi görülen dernekler Avrupa'daki Sivil Toplum Kuruluşlarının yapısına benzer bir yapıya kavuşmuş faaliyet alanları genişlemiştir. Bu anlamda Altı Nokta Körler Derneği yerine getirdiği pek çok eğitici ve rehabilite edici faaliyete ek olarak görme engellilerin yasalarla getirilmiş haklarının herkesçe öğrenilmesi ve hakların geliştirilmesi alanında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu proje kapsamında hazırlanan rehber kitapçık ve web sitesinin yaygın bir farkındalık yaratmak adına atılan temel adımlardır. Bu çalışmaların hakların hayata geçirilmesindeki artışla hedefine ulaşacağına olan inancımız sonsuzdur.

TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe giren yasa ve yönetmeliklerin ya da yayınlanan genelgelerin Anayasa'ya ve Uluslararası Sözleşmelere aykırı olması halinde bunların iptali için yasal yollara başvuru süreçleri uygulamada zordur ve ciddi bir hukuki donanım gerektirmektedir. İlgili yasal süreçlerin takibinin STK'lar tarafından yapılması yasalarımızca kabul edilen bir yöntemdir. Bu nedenle, bireysel başvuru yollarını kullanma güçlüğü çeken engelli vatandaşlar, sivil toplum kuruluşlarına danışma yöntemini benimseyebilirler.


REFERANSLAR

1. 5378 Sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Madde 4

2. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 53. Madde, 1. Fıkra

3. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Ek Madde 39

4. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu Madde 18 ve Ek Madde 1

5. 3289 Sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Madde 2/o

6. 1512 Sayılı Noterlik Kanunu 73. Madde, 75. Madde 2. Fıkra

7. 298 Sayılı - 25 Kasım 2005 tarihli Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun Madde 36 ek-KHK, Madde 74

8. 25981 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Özürlüler Veritabanı Oluşturulmasına ve Özürlülük Bilgisinin Nüfus Cüzdanında Yer Almasına Dair Yönetmelik

9. 25981 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Özürlüler Veritabanı Oluşturulmasına ve Özürlülük Bilgisinin Nüfus Cüzdanında Yer Almasına Dair Yönetmelik Madde 5-10

10. 26230 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 16 Temmuz 2006 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik

11. 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonları Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Değişiklik: Madde 4/u

12. 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, Madde Ek 1, 1,2,4. Fıkra

13. 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, Madde 2-7

14. 5378 Sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Ek Madde 2

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Madde 8, Özel hayatın ve aile hayatının korunması
   1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
   2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir

16. 3194 Sayılı İmar Kanunu, Ek Madde 1

17. 5378 Sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Madde 31; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Madde 61/o

18. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Madde 77/b

19. 3348 Sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Madde 13, ek l

20. 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu, Madde 8, Değişik 2. Fıkra

21. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Madde 25

22. 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Madde 31, Değişiklik 9 Nisan 2003

23. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu, Madde 167/7

24. 4458 Sayılı Gümrük Kanunu, Madde 167/12

25. 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, Madde 17/a ve Madde 17/s

26. 197 Sayılı Motorlu Taşıtla Vergisi, Değişik Madde 4/c

27. 4760 Sayılı - 6 Haziran 2002 Tarihli Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Madde 7

28. 3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu, Ek Madde 2 (1997)

29. 17324 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Sakatlık İndiriminden Yaralanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli İle Uygulanması Hakkında Yönetmelik, Madde 4, Değişik Madde 5-8 (1998), Madde 9

30. 4721 Sayılı - 22 Kasım 2001 Tarihli Türk Medeni Kanunu, Madde 13 -15

31. 4721 Sayılı - 22 Kasım 2001 Tarihli Türk Medeni Kanunu, Madde 340, Değişik Madde 348/ 1,2

32. 5237 Sayılı - 26 Eylül 2004 Tarihli Türk Ceza Kanunu, Madde 122

33. 5237 Sayılı - 26 Eylül 2004 Tarihli Türk Ceza Kanunu, Madde 278

34. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, Madde 8

35. 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Madde 1, Madde 12

36. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 4

37. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 6

38. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 7

39. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 8

40. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 9-10

41. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 12

42. 573 Sayılı - 30 Mayıs 2997 Tarihli Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Madde 13-15

43. 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, Madde 39

44. 26156 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 2 Mayıs 2006 Tarihli Özel Mesleki Rehabilitasyon Merkezleri Hakkında Yönetmelik

45. 26156 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 2 Mayıs 2006 Tarihli Özel Mesleki Rehabilitasyon Merkezleri Hakkında Yönetmelik, Madde 6

46. 26156 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 2 Mayıs 2006 Tarihli Özel Mesleki Rehabilitasyon Merkezleri Hakkında Yönetmelik, Madde 12

47. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, Değişik Madde 3/c (1997) ve Değişik Madde 3/d (2005)

48. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, Değişik Madde 9/b (1997)

49. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, Ek Madde 7 (2005)

50. 26244 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, Madde 5

51. 26244 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, Madde 6

52. 26244 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, Madde 8

53. 26244 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, Madde 12

54. 26244 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik, Madde 14

55. 4857 Sayılı ve 22 Mayıs 2003 Tarihli İş Kanunu

56. 25585 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik, Madde 1, Madde 2, Madde 6

57. 25585 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik, Madde 7

58. 25585 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik, Madde 9

59. 25585 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Temmuz 2006 Tarihli Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik, Madde 10

60. 26147 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 22 Nisan 2006 Tarihli Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İşçi Olarak İstihdam Edilecek Özürlü ve Eski Hükümlülere Uygulanacak Sınav Yönetmeliği, Madde 6, Madde 7

61. 26147 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 22 Nisan 2006 Tarihli Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İşçi Olarak İstihdam Edilecek Özürlü ve Eski Hükümlülere Uygulanacak Sınav Yönetmeliği, Madde 8, Madde 11

62. 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, Ek Madde 39/j (2005) ve Ek Geçici Madde 22 (1989)

63. 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu

64. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, Madde 12

65. 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, Madde 19, Madde 53

66. 26183 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Mayıs 2006 Tarihli Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik, Madde 1

67. 26183 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Mayıs 2006 Tarihli Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik, Madde 14

68. 26183 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan - 30 Mayıs 2006 Tarihli Korumalı İşyerleri Hakkında Yönetmelik, Madde 17

69. 2000/78/EC Konsey Yönergesi, Açıklayıcı Madde 6

70. 2000/78/EC Konsey Yönergesi, Açıklayıcı Madde 8, Açıklayıcı Madde 11

71. 2000/78/EC Konsey Yönergesi, Açıklayıcı Madde 16, Açıklayıcı Madde 17, Madde 2/b (ii)

72. 2000/78/EC Konsey Yönergesi, Açıklayıcı Madde 20, Madde 2/b (ii), Madde 5

73. 2000/78/EC Konsey Yönergesi, Madde 7/2

74. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi Genel Tavsiye Kararları, 18 No'lu Karar, 1991

75. 2000/78/EC Konsey Yönergesi

76. "Ciddi Ölçüde Özürlü olan Bireylerin İşsizliği ile Mücadele Senedi"

77. "Ciddi Ölçüde Özürlü olan Bireylerin Eğitim ve İstihdamını Destekleme Senedi"

78. "Engellilerin Mesleki Rehabilitasyonu ve Engellilerin İstihdamı Senedi"

Yasal Düzenlemeler



Göz Sağlığı Bilgileri



Körlere Davranış



AR-GE



 Altı Nokta Körler Derneği, İstanbul Şubesi




Sponsorlar
 YAPI KREDİ  MEDYA TAKİP MERKEZİ  TEKZEN


© 2008 - Altı Nokta Körler Vakfı

Adres: Reşitpaşa, Tuncay Artun Caddesi No: 69 Emirgan, İstanbul

Telefon: + 90 (212) 277 62 28, + 90 (212) 277 40 97, + 90 (212) 323 21 53

Faks: + 90 (212) 323 21 54      E-posta: info@6nokta.org.tr

Powered by:
MYNET

Siteyi tasarlayan ve görme engelli kullanıma uygun hazırlayan: Bilsan